Tarih

Tarih, Vergi Tarihi, E-Devlet Tarihi

Fransa'da Endülüs Tarafından Fethedilecekti

İspanya’nın fethi, bir devrin başlangıcıdır. Gemileri yakmak deyimini tarihe kazıyan büyük islam kumandanı Tarık Bin Ziyaddır.

Târık Bin Ziyâd’ın Vadi Lekke savaşıyla başlayan ve asırlardır unutulmayan bu destansı mücadelesi Endülüs tarihinde “Valiler Dönemi” olarak bilinen devirde de devam etmiştir.

Müslüman fatihlerin gazalarıyla Hristiyan İspanyol şehirleri fethedilirken aynı zamanda İslam orduları Frenk topraklarına da sefer düzenlemeye başladılar.

İslam fetihlerinin ilâ-yı Kelimetullah’ın bütün dünyada yayılması maksadıyla Kuzey Afrika çöllerinden Endülüs’e gelen Emevi ordularının, İber Yarımadası’ndan sonra Fransa’ya sefer düzenlemesi Ortaçağ tarihinde çok mühim bir yer teşkil eder.

Katolik Avrupa’nın batıdaki büyük krallıklarından biri olan Vizigot Krallığı’nın Müslümanlarca yıkılmasından sadece 21 yıl sonra İslam fetih hareketinin kuzeye yani Fransa’ya yönelmesi Hristiyan dünyası için tam bir felaketti.

Tarihte İlk Eczane Müslümanlarca Kurulmuştu

Tıbbi alanda ve bütün bilimsel sahalarda Cumhuriyet devrinin başından beri bir dezenformasyon uygulanmaktadır.

Vatandaş tarihi mevzularda yalan bilgilerle islamı küçük gösterme gayretine muhatap olmaktadır.

Doktorlara bile Hipokrat adına yemin ettirilmektedir!

Allah akıl fikir versin...

Halbuki gerçekler hiç ama hiç böyle değildir.

Tıp alanında Müslüman Alimler, yunan ve romalılardan fersah fersah ileride olup, tıbbi ilimlerin yegane kaynağı durumundadırlar.

Bütün gelişmelerin temeli yüzyıllar öncesinden beri, bu ilim adamlarımızın ortaya koyduğu bilgilere eklenerek bugünkü seviyesine ulaşmıştır.

Mesela tıbbi ilaçların hazırlanıp vatandaşa reçeteyele sunulduğu Eczaneler...

İlk kez Müslümanlarca kurulmuştur.

İlk Resmî Eczane

Müslümanlar, ilk resmî eczaneleri daha 708 yılında El-Mansûr’un halifeliği zamanında kurdular.

9. asırdan itibaren, askerî sağlık işlerine ait olanları da dâhil bütün eczaneler, resmî kontrole tabi bulunuyordu.

Radyo nasıl icat edildi

İtalyan Mucit Guglielmo Marconi radyoyu icat eden kişi olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak radyonun kendi icadı olduğunu iddia eden birçok kişi ortaya çıkmıştır. Telsiz telegrafpatentine sahip olan Nikolai Tesla, Olive Lodge bu iddiayı ortaya atanların başında gelir. Rus mucit Alexander Stepanovitch Popov ise anlaşılabilen ilk radyo dalgalarını iletmeyi başarmış ancak bu icadı için patent almamıştır. Daha pek çok insan vardır fakat ticari başarıyı yakalayan kişinin Marconi olduğu herkesçe kabul edilir.

İlk Bilim Adamı İbnü'l-Heysem

Merkezi İngiltere’de bulunan “Bilim, Teknoloji ve Medeniyet Vakfı” ile “1001 İcat Grubu”, 2011 yılını İbnü’l-Heysem yılı olarak ilan etti.

İbnü’l-Heysem (ö. 1039-40), tarihi kayıtlara göre 1011 yılında Kahire’de ev hapsine mahkûm edildi. Bu zorunlu ikamet, onun en mühim ve benzersiz ilmî çalışmalarını yapmasına fırsat vermiştir. Öyle ki bu çalışmalar, bilim tarihinde en önemli dönüm noktası olarak kabul edilir.

Bilim tarihi çalışmalarının kurucusu ve 20. yüzyılın önde gelen bilim tarihçilerinden George Sarton, Bilim Tarihi adlı eserinde Heysem için şunları yazar: “…İbnü’l-Heysem, tüm zamanların en büyük Müslüman fizikçisi ve optik dehasıydı. İster İngiliz ister İranlı olsun, bilim insanlarının hepsi bu çeşmeden kana kana içmiştir. Bacon’dan Kepler’e kadar tüm Avrupa düşünce dünyasında muazzam bir etki bırakmıştır…”.

MATEMATİK KELİMESİ NEREDEN ÇIKTI?

Bir rivâyete göre, bundan çok uzun yıllar önce Doğu'nun ünlü sayı bilimcileri Olimpus Dağı'na Batı'nın bilginleri ile yarışmaya gitmişler. Yapılan bütün yarışmalar sonunda iki taraf da birbirlerine üstünlük sağlayamamış ve neticeyi belirlemek için satranç oynamaya karar vermişler. Satrançta kaybeden Doğu takımı üzgün bir halde dağdan aşağıya inerken, dağın eteğinde merakla bekleyen taraftarları:

- Ne yaptınız? diye bağırmışlar. Yenildik demeyi gururlarına yediremeyen bilginler bu soruya:

- Matedemedik! diye cevap vermişler.

Bunu, "ma-te-ma-tik" şeklinde duyan halk ise, o günden beridir, sayılarla uğraşan bilginlerin matematik yaptığına inanır olmuşlar.

GENTİLE BELLİNİ KİMDİR?

Gentile Bellini, İtalyan kökenli (Venedik'li) dünyaca meşhur bir ressamdır.

Rönesans dönemi Venedik ekolünün mühim temsilcilerinden olan bu ressam, 1479'da Fâtih Sultan Mehmed Hân (k.s.) tarafından Osmanlı sarayı için talep üzerine İstanbul'a gönderilmiştir.

Bir seneyi aşkın bir süre İstanbul'da kalan Bellini, burada Fâtih Sultan Mehmed Hân'ın meşhur II. Mehmed isimli portresini yapmıştır.

Aslı Londra Ulusal Galerisi'nde bulunan bu resim, daha sonra Fausto Zonaro tarafından daha büyük boyda kopye edilmiştir.

Fausto Zonaro da 1854'te Padova'da (İtalya) doğmuş mühim bir ressam olup, 1891'de İstanbul'a gelmiştir. Yaptığı resimler çok beğenilince, padişah II. Abdülhamid Han rahmetullâhi aleyh'in Ressâm-ı Hazret-i Şehriyârisi olmuştur.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın İdamı (25 Aralık 1683)

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın İdamı (25 Aralık 1683)

Fen ve Teknoloji Dünyasından "Hızlı Trenlerdeki Yeni Gelişmeler"

1980’li yılların sonlarında, Sandia Milli Lâboratuarı’ndaki mühendisler, Yıldız Savaşları Programına ait çok önemli bir husus üzerinde kafa yoruyorlardı: Amerika’yı nükleer saldırılara karşı bir kalkan gibi muhafaza edecek uydular çabuk ve ekonomik bir şekilde nasıl yörüngeye oturtulacaktı? Ortaya atılan fikirlerden bin, yaklaşık 500 m uzunluğunda bir “bobin silah” yapmaktı. Bu silah, ritmik bir şekilde dalgalanan manyetik alanları kullanarak, uyduları yörüngeye yerleştirecekti. Soğuk savaş artık sona erdiği için Sandia’daki araştırmacılar bu sistemlerini daha faydalı bir maksat için uyarladılar ve manyetik olarak güçlendirilmiş trenler tasarladılar.

Muhteşem Süleyman

Muhteşem Süleyman

Kanunî Sultan Süleyman, 1494 yılında, babası Yavuz Sultan Selim'in sancakbeyi olarak bulunduğu Trabzon'da dünyaya geldi. Annesi Kırım Hanı'nın kızı Hafsa Sultan'dır. Doğduğunda Kur'ân'dan tefe'ül yapılmış, "İnnehü min Süleymane..." âyetinin çıkması üzerine kendisine Süleyman ismi verilmiştir. Kültürümüzde isim ile sahibi arasında bir münasebet kurulmaya çalışılır. İsmiyle karakteri ve yaptıkları onun kadar bütünleşen çok az insan vardır.

Telefon nasıl icat edildi

Edinburg doğumlu Alexsander Graham Bell, Amerikan yurttaşlığına geçmişti ve sağır bir kıza aşıktı. Sağırlara nasıl yardımcı olabileceğini düşünüyordu. Boston Üniversitesi'nde ses fizyolojisi profesörü iken sesleri mekanik olarak yeniden üretme fikri kafasını sürekli meşgul ediyordu.

Bursa, Semerkant, İstanbul, Kâdîzâde Ali Kuşçu, Uluğ Bey ve Yakubov

Osmanlı Beyliği’nin ilk başşehri olan Bursa devletin ilim ve kültür politikasındaki isabetli çalışmalarıyla kısa zaman içinde bir medeniyet merkezi haline gelmiş ve İstanbul’un fethine kadar İslam dünyasının en uç şehri olarak, bu özelliğini devam ettirmiştir. Başlığımızda belki ilk bakışta birbiriyle ilgisi anlaşılamayan şehirler ve şahıslar arasında esasında çok mühim bağlar bulunmaktadır. Söz konusu şehir ve şahıslara değinmeden önce konu ile alakalı bir romandan bahsetmek istiyorum.

TARİHİMİZDE VE GÜNÜMÜZDE HAÇLI SEFERLERİ

Osmanlı dönemine kadar pek çok Haçlı Seferi yapılmıştır. Osmanlı döneminde ise 3, bazı tarihçilere göre 5 Haçlı seferi olmuştur.

Hıristiyan Batı Dünyası'nın Haçlı zihniyeti değişmediği için, günümüzde de Haçlı Seferleri değişik tarzlarda ve farklı alanlarda olanca şiddet ve dehşetiyle devam etmektedir.

Geçen sene Hıristiyan dünyası Haçlı Seferleri'nin 900'üncü yılını mânâlı bir şekilde kutladı. Maalesef sözde Türk aydınlarının çoğu, "Haçlı Seferleri"ni durduğunu ve Batı'nın zihniyetinin iyi niyete dönüştüğünü zannederek büyük bir gaflet içindedirler.

Haçlı Seferleri durmamış ve Hıristiyan Batı'nın Haçlı zihniyeti asla sona ermemiştir. Ve Haçlı Seferleri şu anda kültürel ve psikolojik savaş başta olmak üzere soğuk savaş usûlleriyle devam etmektedir.

Nitekim bir âyet-i kerîmede,"Ehl-i kitaptan bir kısım istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler..." (S.Âl-i İmrân, 69) buyurarak Mevlâmız bizleri ikaz etmektedir...

HELİKOPTERİ İLK BULAN KİMDİR?

Helikopter Rus bilim adamı İgor Skorsky tarafından geliştirilmiştir. Skorsky, helikopterle ilgili çalışmalarına 1909 yılında başlamış ve ilk helikopter 1913 yılında ortaya çıkmıştır.

Osmanlı Alimlerinden Molla Hüsrev

Asıl ismi Muhammed bin Ferâmuz bin Ali Hüsrev'dir. Türkmen olup Sivas ve Tokat arasındaki Kırgın köyünde dünyaya gelmiştir. Fazilet ve olgunluğu ile temâyüz etti. Tahsilini tamamladıktan sonra Sultan İkinci Murad kendisine Edirne'de Şahmelik Medresesini verdi. İkinci Murad'ın uzlete çekilmesi üzerine İkinci Mehmed Han, Molla Hüsrev'i yine vazifesinde bıraktı. Varna Savaşı'ndan önce İkinci Mehmed saltanatı babasına bırakarak Manisa'ya döndüğü zaman, Molla Hüsrev maiyetinde idi.
Hızır Bey'in vefâtından sonra, Molla Hüsrev, İstanbul kadılığına tayin edildi. Fâtih Sultan Mehmed, ondan bahsettiği zaman, "Zamanın Ebû Hanifesidir" derdi.
Konağında, pek çok kölesi varken bunların hiçbirini kendi hizmetinde kullanmaz, odasını dahi kendi süpürürdü. Müderrislik, kadılık ve şeyhülislâmlık gibi yüksek vazifelerde bulunan Molla Hüsrev M.1480 yılında vefât etmiştir. Bursa'da kendi medresesinin avlusuna defnedilmiştir.

MİSAK-I MİLLÎ HUDUTLARI

"Mîsâk-ı Millî" nedir? Mîsâk-ı Millî; millî and, millî yemin demektir...

Erzurum ye Sivas kongreleri'nde alınmış olan kararların, son Osmanlı Mebûsân Meclisi tarafından kabul edilerek, dünya efkâr-ı umûmuna ilan edilen maddelerinden meydana gelen bir "hayat-hürriyet ve istiklâl" yeminidir.

Asıl adı: "Ahd-i Millî Be-yannâmesi"dir. Osmanlı Devleti'ni paramparça etmek isteyen Batılı düşmanlarımız, çeşitli din, dil, kültür ve ırklardan bir bütünlük içindeki Osmanlı'yı "millî devletler" kurdurarak bölmek, zayıflatmak ve çökertmek istiyorlardı. Bugün de aynı senaryo içindeler.