Tarih

Tarih, Vergi Tarihi, E-Devlet Tarihi

Bilim adamları, dişeti hücrelerinden diş üretti

Bilim adamları, dişeti hücrelerinden diş üretti
12 Mart 2013 İngiliz bilim adamları, dişeti dokusundan aldıkları hücreler ile diş üretmeyi başardı.

"Journal of Dental Research" dergisinde yayımlanan çalışmada, bir yetişkinin dişeti dokusundan alınan epitel hücreleri, laboratuvar ortamında çoğaltıldıktan sonra farelerden alınan mezenşim hücreleri ile birleştirerek diş elde edildi.

King's Collage London araştırmacıları, gelişen embriyonda ektoderm, mezoderm ve endoderm dokuları arasındaki boşlukları dolduran mezenşim hücrelerinin diş şeklinde büyümeleri için epitel hücrelerini harekete geçirdiğini açıkladı

Epitel ve mezenşim hücre karışımının enjekte edildiği farelerde canlı köklere sahip dişlerin çıktığı gözlendi.

Araştırmayı yöneten Prof. Paul Sharpe, insanlardan mezenşim hücrelerinin elde edilmesi ile diş kaybı ve protez kullanımının tarih olabileceğini söyledi.

Necatigil’in kendi sesinden şiirler

Necatigil’in kendi sesinden şiirler
7 Şubat 2013 Cumhuriyet sonrası şiirimizin en büyük ustalarndan Behçet Necatigil, yetmişli yıllarda Almanya’ya gittiğinde kasetli küçük bir teyp alır ve kullanma kılavuzunu dikkatle okuyarak teybi çalıştırmayı başarır.

Sonra da günlerce odasına kapanıp şiirlerini kaydeder... Bu şiirler, ölümünden 33 yıl sonra Yapı Kredi Yayınları tarafından, ‘Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca’ adlı şiir kitabıyla birlikte CD halinde okura sunuldu. ‘Beş Kitap’, ‘Kareler Aklar’ ve ‘Zebra’ adlı kitaplarından Hüthüt, Garnitür, Hazır Giyim, Nilüfer, Bunalım, Kuru Çay, Unutmak, Mat isimli şiirleri ve daha niceleri var kayıtta.

Mikro alemde yolculuk: Nanoteknoloji

* Nanoteknoloji nedir, hangi boyuttaki madde ve sistemlerle ilgilenir?
* Nanoteknolojide kullanılan karbon nanotüplerinin ilgi çeken özellikleri...
* Nanoteknoloji, hangi alanlarda ne gibi yenilik ve kolaylıklar getirmektedir?
* Tabiatta nanoteknolojiye misâl olabilecek hâdise ve sistemler...

Bosna'nın Bağımsızlığını Kazanması (Mart 1992)

Balkanların en talihsiz ve mazlum milletlerinden birisi olan Boşnakların yaşadığı Bosna-Hersek, tarih sahnesine Roma İmparatorluğu döneminde çıkmıştır. Romanın yıkılmasıyla beraber 1200’lü yıllarda bağımsızlığını kazanmış, müteakip 260 sene özellikle Sırp ve Macarlara karşı kendisini savunmak zorunda kalmıştır. Osmanlıların 1386 yılındaki ilk akınları esnasında Bosna tahtında Kral Tvrtko bulunmaktaydı.

Sosyoloji Bilimi Ve Tarih Bilimiyle Ilişkisi

Içinde Yaşadığımız Dünya Birçok Değişmenin Yaşandığı Birçok Sorunların Ortaya çıktığı Bir Dünyadır. Bunlara Bağlı Olarak Günümüz Insanı Geleceğe Ilişkin Kaygı Duymaktadır. Ancak Bu Kaygının Yanı Sıra Eskiye Göre Yaşamımızı Denetleyebilecek Daha Iyiye Götürebilecek Olanaklara Sahiptir. Birçoğumuz, Gelecekte Değişmenin Yönü Ne Olacak, Dünya Nasıl Bir Yaşama Doğru Gidiyor, Geçmişe Göre Yaşam Koşullarımızdaki Farklılıklar Neden Kaynaklandı, Nasıl Ortaya çıktı Gibi Sorular Sormaktayız. Bu Soruların Yanıtları Sosyolojinin Inceleme Alanına Girmektedir.

Aziz Mahmud Hüdayî ve Kayserili Halil Paşa

Tasavvuf ehli-devlet adamı münasebetlerine bir örnek

Sekiz padişah dönemini idrak eden Aziz Mahmud Hüdayî hazretleri, kendisine intisab eden Kayserili Ahmed Paşa'ya, devlet hizmetinde daima rehber oldu, kıymetli nasihatlarda bulun­du. Halil Paşa, sadrıâzamlık görevinden emekliye ayrılınca, şeyhinin dergâhına yerleşecek, ölünce o civarda yaptırdığı türbeye defnolunacaktır.

Günümüzde "tasavvuf ehli" de­nildiği zaman, genellikle dünya ile ilişkisini kesmiş kişiler hatı­ra gelmektedir. Acaba gerçek böyle midir? Tasavvuf adamlarının dünya görüşleri, siyasî ve idarî konular­da düşünceleri yok muydu? Bir köşeye çekilip sadece zikirle ve ibâdetle mi meşgul oluyorlardı?

Bu soruların cevabını, bir devre damgasını vurmuş büyük tasavvuf âli­mi Aziz Mahmud Hüdayî ile devrinde veziriâzamlığa kadar yükselmiş Kayse­rili Halil Paşa arasındaki münasebet­lerde arayacağız. Ancak, öncelikle ta­savvuf tarihi hakkında kısa bir bilgi vermek faydalı olacaktır.

Huzurun mimarları

Paşalar ve Bilim

Bugünkü “General” unvanı Osmanlı Devleti’nde “Paşa” unvanı ile ifade edilmekteydi. Sultan I. Murad (1362-1389) döneminden itibaren Osmanlıların en yüksek askerî ve mülkî unvanı olan paşalık kurumunda çok sayıda kıymetli devlet adamı görev yapmıştır. Sadece II. Meşrutiyetin hemen akabinde 600 kadar paşanın varlığından söz edilmektedir. Cumhuriyet döneminde sadece askerler için kullanılan paşa unvanı, 26 Teşrinisani 1934 tarih ve 2590 sayılı kanunla resmen kaldırılarak yerine halen kullanılmakta olan Batı menşeli general ikame edilmiştir. Bugün hala bazı ülkelerde paşa terimi hala kullanılmaktadır.

1000 Yıllık Kayıp Mirasımızı Keşfetmek: 1001 İcat

İspanya’dan Japonya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafya içerisinde yer alan İslam dünyasının bin beş yüz yıllık medeniyet tarihinin yeterince tanınmıyor olması, son derece esef vericidir. Daha da esef verici olanı ise, bu parlak medeniyete ait icat ve katkıların neler olduğu gerçeklerini, bu medeniyetin dışında olan ilim insanları tarafından ifade edilmesidir. Pek çoğu iyi niyetle yazılmış olan ve medeniyetimize ait ilmî faaliyetleri ifade eden bu eserlerde hatalar ve eksiklikler bulunmaktadır. Ancak son on yıl içinde bu konuda, özellikle İslam dünyasında birçok önemli çalışmanın olduğunu görmek sevindiricidir. Bu çalışmalar arasında hiç şüphesiz öncü rolü oynayanlardan biri 1001 Inventions: Muslim Heritage in our World isimli, bu yazımıza konu olan eserdir.

BİR ÇEYREK AYDIN HASTALIĞI; OSMANLI'YI RED VE İNKÂR!

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz anlatıyor:
"Ankara'da milletlerarası katılımlı, bizdeki yüksek mahkeme başkan ve üyelerinden bazılarının da hazır bulundukları bir ilmî toplantıda, Osmanlı Devleti'nde İdâri yargı (mahkeme)nin olmadığından, idarenin keyfîliğinden, kanun ve kuralsızlıktan dem vuruluyor, üfürülüp savruluyordu.

Konuşmacı, sözlerini bitirince, ben söz isteyip Osmanlı arşivlerinden tek tek belgeler göstererek konuşmacının ne kadar büyük bir yanılgı içerisinde olduğunu ilmî olarak isbat ettim.

Tabii ki belgeler konuşunca çeneler kapanıyor ve gerçekler ortaya çıkıyordu. Salonda çıt yoktu. Bu sessizliği Amerika Birleşik Devletlerinden gelen hukukçu bir bilim adamı olan L. Strouss söz isteyerek bozdu ve dedi ki:

'Ben, önce bu genç bilim adamına teşekkür etmek

KİTAP VE İLİM ADAMLARINI YOK ETME MERÂKI

Milat'tan önce 259-210 yılları arasında Çin imparatorluğu yapmış olan Shi Huang Ti'nin, tam bir megaloman olduğunu... Mâziye ait bilgi ve belgeleri yok ederse, târihi kendisiyle başlatabileceği zehâbına kapıldığını... Onun için, birer cilt ayırdıktan sonra bütün kitapları yaktırdığını...

Bıraktığı her eseri de, ölümünden sonra yakılması şartıyla, kendi kütüphânesinde kilit altına aldığını... Öldükten sonra ise, kraldan fazla kralcılar tarafından, o eserlerin de yakıldığını!..

Yine imparator Ti'nin, Milat'tan önce 212 yılında Konfüçyus'un izini tâkip eden 460 bilim adamını diri-diri toprağa gömdürdüğünü!..